Toprak Yapısı
Mineral partiküller ve organik madde'nin yanı sıra, içerisinde çözünür durumda madde bulunduran su ve hava olmak üzere 4 farklı ortamı barındıran ve aynı zamanda geçirgen özelliğe sahip karmaşık bir yapıdır. Bunlardan bazı canlı mikroorganizmaları da kapsayan organik madde'nin toplam hacim içerisindeki oranı genellikle % 5in altında olmakla birlikte toprak yapısına etkisi oldukça önemlidir.
Toprak yapısı denildiğinde, toprak zerrelerinin dizilişi ve gruplar halinde kümeleşmesi (agregatlaşma) anlaşılmaktadır. Toprağı oluşturan katı kısım (kum, mil, kil), yine topraktaki mineral ve organik kolloîdler tarafından birbirine bağlanır yada kimi zaman küçük kimi zamanda büyük çaplı boşluklar ve çatlaklar ile birbi'rinden uzaklaşır. Diğer bir anlatımla, toprak ortamında bulunan organik madde'nin yanı sıra, canlı mikroorganizmaların salgıladıkları sakızlar, bitki kökleri, su içeriği, değişebilir sodyum yüzdesi, başta demir ve alüminyum oksitler olmak üzere değişik kimyasal bileşikler, toprak işleme vb. etmenler toprak yapısını etki'leyen önemli faktörler olarak sayılabilir. Toprak yapısı tek başına bir bitki gelişim etmeni olmamakla birlikte, toprakta depolanan su miktarı, su hareketi, havalan'ma düzeyi, kök gelişimi, mikroorganizma faaliyeti, erozyona direnç vb. olaylarda'ki olumlu etkileri nedeniyle dolaylı bir etkiye sahip bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen etmenlere bağlı olarak değişik toprak yapılarından söz etmek olasıdır. Bunlar;
1.Teksel (Masif) Yapı: Agregat oluşumu yok,
2. Örgülü Yapı: Zayıf ve ince bağlantılar şeklinde yatay yönde bir agregatlaşma,
3. Prizmatik Yapı: Düşey yönde kolon benzeri (kolonların üzeri yuvarlak
olmayıp, düzdür) bir agregatlaşma,
4. Blok Yapı: Blok yada küp şeklinde düzensiz olarak dizilmiş bir agregat'
laÅŸma,
5.Granüler Yapı: Çapı genellikle 2 cnfyi geçmeyen yuvarlaklaşmış
kümeler şeklinde bir agregatlaşma.
Homojen büyüklükteki zerrelerden oluşan topraklarda boşluk hacmi, zerre'leri farkiı büyüklükte olanlara oranla daha fazladır. Bu özellik toprağın su tutma kapasitesini etkilemektedir.
Ağır bünyeli topraklarda, toprak yapısı ince ise geçirgenlik büyük oranda düşmekte ve istenen kök gelişimi sağlanamamaktadır. Bu topraklarda kümeli (agregah) bir yapının olması arzu edilen bir durumdur. Bunun nedeni, agregalar arasında boşlukların oluşması ve geçirgenliğin artmasıdır.
Topraklarda değişebilir sodyum yüzdesi azaldıkça kümeleşme özelliği de azalmaktadır. Bunun yanında, köklerin toprakta yaptığı mekaniksel basınç, küme'leşmeye olumlu yönde etki yapmaktadır. Toprakta ayrışabilir organik maddenin bulunması da kümeleşmeye olumlu yönde etki yapar ve kümeii yapının korun'masına yardım eder.
Toprakta nem oranı azaldıkça, zerrelerin etraftın saran su zarfı incelir, zer'reler birbirine yaklaşır ve sonuçta küme oluşumu hızlanır. Toprak işlemenin küme'leşmeye olumsuz etkisini ortadan kaldırmak için toprak, yeteri kadar kuruduktan sonra istenmelidir.
Hafif bünyeli toprakların su ve hava geçirgenlikleri yüksektir. Ağır bünyeli topraklarda ise bu özellik toprağın yapısına, başka bir deyişle kümeleşme duru'muna bağlıdır. Bu nedenle kümeli yapıya sahip ağır bünyeli toprakların bu yapısı, uygun bir toprak amenajmanı ile korunmalıdır.
|
Tarımda Sulamanın Önemi
Su, yeryüzünde hayatın kaynağıdır. Bütün canlılar hayatlarını devam ettirebilmeleri için mutlak suya ihtiyaç duyarlar. Bitkiler, türe bağlı olarak % 90 – 95 varan oranlarda sudan oluşmaktadırlar. Toprakta mevcut bulunan besin elementlerinin doğal döngüsünü tamamlayabilmeleri tamamen su döngüsüne bağlıdır. Su döngüsü, yağışlarla toprağa düşen suyun buharlaşma (evaporasyon) ve terleme (transprasyonla) ile tekrar havaya iletilmesi olayıdır. Bitkiler terleme ile önemli miktarda suyu topraktan alıp su buharı şeklinde havaya verirler. Bu olay esnasında bir çok besin elementi de suda çözünmüş olarak bitki bünyesine girer ve buradaki iletim demetleri aracılığı ile taşınırlar.
Ülkemizde toplam sulanabilir 8.7 milyon hektar arazinin 4,7 milyon hektarı sulanabilmektedir. Türkiye’de halihazırda sulanan alanın yaklaşık %94 ‘ünde açık kanal sistemleri, %6’lık kısmında ise basınçlı sulama sistemleri bulunmaktadır. Sulama metodu olarak %92 oranında salma sulama, %8 oranında yağmurlama, %1 oranında da damla sulama yöntemi kullanılmaktadır.
Tarımsal sulamalarda su, toprağa değişik yöntem ve sistemlerle verilebilir. Günümüzde daha az sulama suyu, az işçilik, derenaj ve tuzluluk sorunu yaratmayacak, verim ve kaliteyi arttıracak sulama sistemlerinin kullanımının önemi her geçen gün artmaktadır.
Son yıllarda dünyada, özellikle plastik ve makine endüstrisinde ki gelişmeler ile su ve enerjiden daha fazla tasarruf yapılmıştır. Böylece daha ekonomik ve daha etkin yeni sulama teknolojileri geliştirilmiştir.
Tarımda sulama, bitkinin ihtiyaç duyduğu ve yağışlarla karşılanamayan suyun toprakta bitkinin kök bölgesine gereken miktar ve zamanda verilmesidir. Ülkemizin bir çok bölgesi kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer almakta, bu kurak tarım alanlarında bitkilerin yetişme döneminde doğal yağışların yetersiz olması durumunda yüksek verim ve kalite için en uygun yöntemle tarımsal sulama yapılması gerekmektedir. Ülkemizde yapılan sulu tarımın, 70 milyonunun üzerinde olan nüfusumuzun ve hızla gelişen sanayiimizin tatlı su ihtiyacının karşılanması, yeraltı ile yerüstü tatlı su kaynaklarımızın daha etkin ve tasarruflu kullanılmasını zorunlu hale getirmektedir.
|